Texta - Walkania

 (versiyon 1)
Metin boyutu: ( + Büyült ) ( - Küçült)   

Den Kopf in den Wolken und den Walkman am Ohr& meine Blicke schweifen an den Häuserfronten empor& Wie sah es hier zuvor aus, in der Vergangenheit?& Viele Häuser sind Relikte und stehen hier schon seit langer Zeit& Lichtschatten von Geschäften, die es schon lange nicht mehr gibt& Häuser mit Granatsplittern aus dem 2. Weltkrieg& Schnelle Fatcaptags repräsentier`n die Gegenwart& ich kenn meine Umgebung und seh sie jeden Tag& Mein Walkman macht die Welt zum Videoclip und ich bin mittendrin& schon nach wenigen Schritten bin ich in der U-Bahn& doch heute starr ich nicht nur auf mein Schuhband& Ich seh`die Leute, die Menschen, ihre Gesichter& Farben, Gerüche, Lichter, Sprüche auf Plakatwänden& Fixer, die am Ende sind& Sandler, Spendensammler, sonderbare Gestalten& fröhliche Kinder, die ihr Lächeln nicht zurückhalten& Freunde, die treffen& alte Menschen deren Gesichter Bände sprechen& Schöne Frauen, die ich leider nie wiederseh`& dazu Soultapes von den O'Jays und Marvin Gaye& von O-VO, Demos und Promos, Chaka Demus, Goodie Mob, Deep und Livemitschnitten von den Jams in der Kapu& ist der Sound den ich hör bis zum Ende meines Akkus



Chorus: Loops und frische Beats hab ich vom Walkman am Ohr, wenn ich fortgeh`, egal an welchem Ort ich steh drück ich auf PLAY und dreh`nur leiser wenn es sein muß - bis dahin sind meine Sinne von Musik beeinflußt (2x)



Huckey: Häuserschluchten und wilde Szenarien&` In meinem Walkman laufen Beats keine Arien& Manche Dinge unerträglich unsäglich, (sie) zu beschreiben kann gänzlich unmöglich sein& der Sound fährt ein&wie der Zug in den Bahnhof&Ich bin etwas& das alles erdrückt mich&Ich bück mich&um Geld auf der Straße liegt und lach glücklich& vom Stadion verhallt der letzte Torschrei&am Himmel ziehen Wolken vorbei& Ich mach`mein Ohr frei&schalt den Walkman ab denn&es grüßt mich jemand ich gar nicht kenn`& (ErSie)fuchtelt wild herum& (redet) mit Beinen und Armen& Es ist zu dumm&Es ist mir peinlich& kenn`nichtmal seinen Namen& bald sind wir uns einig&Wir haben uns nie getroffen&wie besoffen&lauf`ich weiter und sammle Eindrücke& bis ich die Stopptaste wieder reindrücke&nochmal stehenbleibe& für jeden sclimmen Tag kommt ein guter stimmt beileibe& nichtmal ungefähr7wer das glaubt ist dumm wie dasBundesheer& einmal ist alles aus& sowie dieser Text&ich nehm den Rückwärtsgang raus& und keiner checkt`s



Chorus



Flip: Ich hab einen Walkman und er sieht gut aus& also rauf mit dem Kopfhörer& denn was ich jetzt brauch sind echte Burner& kein Tina Turner Schrott, ich will ein Tape das den Gehörgang rockt& ahh - gesucht gefunden, und so marschier ich durch die Straßen, durch Promenaden& nimm dabei Bilder auf wie Photographen& als wär`n sie Metasthasen wachsen hier die Viertel& und so zieh ich meine Kreise wie ein Zirkel& ohne Hektik und Stress& in meinem Walkman läuft ein Tape von A Tribe Called Quest& Scenario in Stereo beschleunigt meinen Gang& während ich mich wunder, wie verschieden einem seine eigene Heimatstadt erscheinen kann?& auf der einen Seite, die Shops und Spots der Schickimickis& im Gegensatz dazu Punks und Hippies& Wände mit Graffities, doch dies ist gerade das reizvolle& und so genieß ich diesen Tag, wie er immer sein sollte&keine Wolke am Himmel& ich entspann im Park der grünen Insel, such versteckte Winkel& La dolce Vita - ist es wirklich so simpel ?

Try to align

Türkçe

Walkmania



Hayaller alemindeyim ve kulağımda da Walkman'im var,

Gözlerim evin cephesine kayıyor.

Eskiden burası nasıl gözükürdü?

Bir çok ev harabeye döndü ve buralarda uzun zamandık dikilmekteler.

İşyerlerinin çoğu kepenklerini kapatmış,

İkinci Dünya Savaşın'dan kalma şarapnel parçaları olan bir sürü ev.

Fat Cap spreylerden çıkan işaretler eski günleri canlandırıyor,

Kendi çevremi tanıyorum ve onu her gün görüyorum.

Walkman'im Dünyayı başrolünde ben olduğum bir vidyo klibine dönüştürüyor,

Birkaç adımdan sonra U-bahn'dayım.

Ama bugün sadece ayakkabı bağcıklarıma bakmıyorum,

Kalabalığa bakıyorum, insanlara, yüzlerine.

Renklere, kokulara, ışıklara, panolardaki reklamlara,

En aşağıdaki keşlere,

Evsizlere, dilencilere, gizemli figürlere.

Mutlu çocuklara, gülümsemelerini tutmayanlara,

Buluşan arkadaşlara, yüzlerine karşı bağıran yaşlı insanlara.

Ne yazıkki bir daha asla göremeyeceğim güzel kıza.

O'Jays ve Marvin Gaye'den soul kasetler dinlerken

O-VO'lardan demolar ve tanıtımlar, Chaka Demus, Goodie Mob

Kapu'dan gelen içten ve canlı yayınlar,

Bunlar pilim bitene kadar duyduğum sesler.



Walkman'imden çıkan nakaratlarım ve beatlerim var,

(Uzaklaştığımda, nerede olduğum farketmez, başlata basarım)

Ve sadece zorunda olduğumda kapatırım,

Duygularım müzik tarafından hipnotize olana dek.



Evlerden oluşmuş kanyonlar ve çılgın senaryolar,

Beat, Walkman'imde çalıyor, aryalar yok.

Dayanılmaz çok şey var, kelimelerle anlatılamıyacak, tanımlaması imkansız şeyler.

Sesler radyodan tren gibi geliyor, değişik hissediyorum,

Her şey beni bunaltıyor, çöküyorum.

Para için sokakta yalan söylüyorlar ve neşeyle gülüyorlar,

Stadyumun son kapısı (?) çağırıyor.

Bulutlar gökyüzünden geçiyor,

Kulaklıkları kulağımdan çıkarıyorum ve Walkman'i kapatıyorum çünkü;

Daha önce hiç görmediğim biri bana selam veriyor.

Etrafımdan vahşice sallanıyor,

Kollarıyla ve bacaklarıyla konuşuyor.

Bu çok aptalca, beni utandırıyor,

Daha adını bile bilmiyorum, hemen anlaşıyoruz. daha önce hiç tanışmadık.

Sarhoşmuş gibi yürüyorum ve ilgi topluyorum,

Durdurma tuşuna basana kadar aynı şekilde dikileceğim.

Her kötü geçen gün için 1 tane güzeli geliyor,

Plana göre alakası bile yok, buna inanan ordu gibi salak.

Sonunda işler kötüleşecek, aynı bu şarkı gibi,

Arabayı geri geri sürüyorum ve kimse farketmiyor.



Walkman'imden çıkan nakaratlarım ve beatlerim var,

(Uzaklaştığımda, nerede olduğum farketmez, başlata basarım)

Ve sadece zorunda olduğumda kapatırım,

Duygularım müzik tarafından hipnotize olana dek.



Walkman'im var ve güzel gözüküyor,

Ve bende kulaklıkları takıyorum.

Çünkü şuan ihtiyacım olan güzel bir melodi,

Tina Turner saçmalıkları değil, kulak yollarımı coşturacak bir kaset.

Ahh- arıyorum ve buluyorum, ardından sokaklara doğru ilerliyorum, kaldırımların üzerinden.

Görüntüleri fotoğrafçılar gibi çekerken,

Mahalleler burada çoğalarak büyüyor.

Ve bende çemberimde dönüyorum, yaygara veya stres olmadan,

Walkmanımda A Tribe Called Quest'den bir kaset çalıyor.

Senaryo stereoda yolumu hızlandırıyor,

Ben bambaşka birinin memleketi nasıl farklı gözükür diye düşünürken.

Bir tarafta dükkanlar ve şık yerler var,

Diğer tarafta Punklar ve Hippiler.

Duvarlar graffiti ile dolu, sağa dönüyorum ve şimdi daha da çekici.

Ve bende günün zevkini çıkarıyorum, her zaman olduğu gibi,

Gökyüzünde hiç bulut yok.

Yemyeşil bir parkta rahatlıyorum, kuytulara bakıyorum,

La dolce Vita, gerçekten bu kaddar basitmiymiş?



Bu döküman AkorMerkezi.com'da yayınlanmıştır. http://www.akormerkezi.com


İçerik Kısa Linki:


Beğendiniz mi? Walkania Çeviri sayfasını Şimdi paylaşın: